Karartma Geceleri/ Rıfat Ilgaz Üzerine


Mustafa parmaklığın üstünden uzaklara baktı, Tophane üstünden Üsküdar kıyılarını taradı bakışlarıyla. Yaşama belirtisi tek bir ışık yok. Karacaahmet geceye gömülmüş. Bu karartmalar, bu alarmlar nedir? Kimden korkuluyor, kime karşı? Ah, bir gazete, dünyanın gidişini kör uçuşa çıkmış uçaklar gibi de olsa, odasının alacakaranlığında izleyebilmeye yarayacak bir gazetecik!

Bu yıl, aklımda Rıfat Ilgaz okumak hiç yoktu ne yalan söyleyeyim. Kitap listemde bile, üst sıralarda yer almıyordu. Türkiye ziyaretimin son günlerinde bir kitapçıda geziniyordum. Almam gereken dergileri almış, çıkacaktım ki haydi bir de kitaplara göz atayım dedim. İyi ki de demişim! Hayat, iyi ki karşıma Rıfat Ilgaz'ın Karartma Geceleri kitabını çıkartmış. 2020 kitap listemde, neredeyse Rıfat Ilgaz'ın tüm kitapları bulunuyor artık!

Yıl 1944. Annemin doğmasına henüz bir yıl var. İkinci Dünya Savaşı kasıp kavuruyor ortalığı. Türkiye, savaşa girmemeyi başarmış. Ancak Hitler, sınıra dayanmış durumda. Savaşa girmemiş dahi olsa, savaşın tüm etkilerini hisseden Türkiye, bazı kemer sıkma politikalarına yönelmiş. Ekmek, şeker ve yakacak karneye bağlanmış. Geceleri karartma uygulanıyor. Pencerelerden bir gıdım ışık sızmıyor dışarı. 
Edebiyat öğretmeni Mustafa Ural'ın hikayesidir bize anlatılan. Bu hikayenin içinde, tabii memleketin o yıllardaki durumu keskin eleştirilerle bize yansıtılmış. Rıfat Ilgaz, yarattığı Mustafa Ural karakterinde aslında biraz da kendi hayatından esinlenmiş. Rıfat Ilgaz'ı Hababam Sınıfı ile tanıyan insanlar, onun geçmişini öğrenince biraz şaşıracaklar. Çünkü hayatının neredeyse her döneminde tutuklanan, işkence edilen bir adam O. Seksen darbesinde yaşı çok ileri olmasına rağmen tutuklanmış, işkenceye maruz kalmış. Ancak hiç bir baskı onu yıldırmamış. Doğru bildiğini yazmaya, sesini çıkartmaya devam etmiş.
Çok fazla eseri olan bir yazar Rıfat Ilgaz. 


İstiyorum ki halk, kendi çektiklerinin ayrımına varsın. Bir kez halk yoksulluğunun ayrımına varırsa... Daha doğrusu halk, halk olarak kendi gücünün farkına varırsa...Kaderine öylesine razı olmuş görünüyor ki.

Karartma Geceleri'ni okuduktan sonra, filmi de olduğunu öğrendim. Mustafa Ural'ı Tarık Akan canlandırmış. Ondan başka kim canlandırabilirdi ki zaten? Bence çok güzel bir aktör tercihi olmuş. Ben, filmi henüz izleme fırsatı bulamadım.

Aslında, dostluk arkadaşlık kavramlarını da irdeleyen bir kitap Karartma Geceleri. Kitabı toplatılan ve hakkında arama kararı olan baş karakterimiz, evi terk eder. Bu zor günlerinde ona destek olacak eşi, köstek olmayı seçmiştir kendine. İstanbul'un karanlık sokaklarında bir yandan soğukla mücadele ederken bir yandan da yakalanmamaya çalışır. Dost bildikleri bu süreçte ona yüz çevirecek, arkadaşlığı ve dostluğu ona bir kez daha sorgulatacaktırlar. Bir tek üst komşunun kızı Ayten bu zor günlerde destekçisi olmuştur. Beni en derinden etkileyen şey kitapta sık sık geçen çay ve ekmek konusu oldu. Bir zaman sonra karaborsaya düşen çay da içilmez olmuş, insanlar bol bol bulunan ıhlamura yönelmişler. Karakterin en çok özlemini çektiği şey ise şöyle dilim dilim ekmek yemekti. Türkiye'nin İkinci Dünya Savaşı yıllarından durumunu, özellikle de İstanbul üzerinden anlatan Karartma Geceleri'ni ben çok sevdim. 

Ekmek istiyordu canı dilim dilim... Bir yemeğin suyuna koparıp koparıp banacak, parça parça ekmek...

Aslında bir oturuşta bitecek bir kitap. Rıfat Ilgaz'ı ilk kez okumama rağmen, diline çabuk alıştım. Akıcı bir dili var. Ben yine zor da olsa üç güne yayarak, sabırla yavaş okumaya zorladım kendimi.

Ne garip yahu! Kitapları toplatılmış, işkencelerden geçirilmiş bir insan ömrü boyunca yazmayı bırakmıyor. Şimdi ise Karartma Geceleri, 100 Temel Eser'in içinde yer alıyor. Ah memleket! Güzel memleketim! 


Gece Saçlı Kız

Yorumlar