30 Eylül 2016 Cuma

American Horror Story 6.Sezon/My Roanoke Nightmare 3.Bölüm


Dizilerle ilgili yorumlarım genellikle ruh halime göre değişiyor,farkındayım.Bugün iyi günümdeydim!Bu bölüm hiç bitmesin istedim.Yavaştan yeni karakterleri görmek hoşuma gitti.Taaa ki Lady Gaga ve burnunu görene dek!Onu ve burnunu tanımamak mümkün mü hiç?

28 Eylül 2016 Çarşamba

Sırça Fanus-Sylvia Plath/Üzerine

"Yer inanılmaz derecede sağlam gibiydi. Düşmüş olduğumu ve daha fazla düşemeyeceğimi bilmek rahatlatıcıydı."

Sylvia Plath'ın Sırça Fanus'u her zaman okumak istediğim kitaplardandı.Ancak bu yaşıma kadar okumayı hep erteledim,bile bile bekledim.Belki kendi sırça fanusum yeterli oluyordu.Belki de bir de Sylvia'nın fanusunun üzerime kapanıvermesinden çekindim.

Yaşım 24!

Merhaba Sylvia!

23 Eylül 2016 Cuma

American Horror Story 6.Sezon/My Roanoke Nightmare 2.Bölüm

Diziyi internetten izlediğim için ufak bir gecikme yaşıyoruz.Normalde perşembe günleri kritik yazısını yazardım.Ancak bölüm alt yazısız eklendiği için beklemek durumunda kaldım.O müthiş İngilizce bilgimle yarım yamalak anlamak/anlatmak istemedim açıkçası.

21 Eylül 2016 Çarşamba

Çar-şam-ba Şiiri

Ağlamak geliyor içimden...

Merhaba!

Bugün çarşamba!


Gece Saçlı Kız


İkea Not Defterleri

Hazır okullar da yeni açılmışken,gözlerim yine kırtasiye ürünlerine kayıyor.Evet,24 yaşındayım ve okullar benim için açılmıyor.Ancak bir anlam ifade etmiyor.Kırtasiye herkes içindir!Kırtasiye ürünlerinin yaşı yoktur!

19 Eylül 2016 Pazartesi

Fear The Walking Dead 2.Sezon 12.Bölüm

Pillar of Salt


Geçen bölümlere göre daha akıcı bir bölümdü.Strand'ın öldürdüğü zombi gelinin annesinden zaten böyle bir aksiyon bekliyorduk.Ah,Madison.Ne yazık ki suçluları kilit altına almak da yetmiyor FTWD dünyasında bazen!

15 Eylül 2016 Perşembe

American Horror Story 6.Sezon/My Roanoke Nightmare 1.Bölüm


Hotel gibi pek de tatmin edici olmayan bir sezondan sonra açıkçası AHS'yi kafamdan çıkartmıştım.Sosyal medya üzerinden son dönemde bir tanıtım bombardımanı yapıldı tabii.Tanıtımlar ilgi çekici,ucubik şeyler üzerineydi.(Ucubik yani ucube gibin,freak gibin bir şey!!)
Özellikle altıncı sezonun ismi söylenmedi.Tanıtımlarda klasik AHS tuhaflığında görüntüler vardı.Ancak pek de ip ucu vermiyordu.Bir çok platformda sezonun The Mist havasında geçeceği hatta isminin AHS;The Mist olacağı iddia edildi.Zaten her sezon gizemli,mistik,doğa üstü meseleler üzerinde durulmuyor mu yahu?(Hatta diziyi izlediğim internet sitesi bile The Mist başlığını atmıştı.)
Sezonun ilk bölümüyle birlikte My Roanoke Nightmare ile karşılaştık.Açıkçası İngilizce fakiri bu kulunuz Roanoke ne demek bilmiyor.Tabii internetten sözlüğe baktım ancak dilimizde bir karşılığı olmadığına kanaat getirdim.

Hoş geldin "Benim Roanoke kabusum!"(Aman ne saçma bir giriş oldu!!)Güzel bir sezon olması dileğiyle!

14 Eylül 2016 Çarşamba

Rossmann Alışverişi

Alışveriş diyetine istikrarlı bir şekilde devam ediyorum!Evde olan ürünleri bitirme çabasındayım hala.Ancak ufak tefek şeyler bittikçe alışverişe çıkıyorum.Geçen hafta sonu da böyle mini bir alışveriş yaptım.

7 Eylül 2016 Çarşamba

Bir Dinazorun Anıları-Mina Urgan/Üzerine

"Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense, ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım? Tam tersine, başkaldırırım, direnirim böyle bir çağa karşı. Bu yüzden dinozorlukla suçlanmam da vız gelir bana. Çünkü ben dinozoru, tarihöncesi çağların nesli tükenmiş bir hayvanı olarak değil; geçmişin doğruluğu kanıtlanmış ve yadsınmaz değerlerini yeni sentezler yaparak geleceğe taşımayı amaçlayan bir yaratık olarak tanımlıyor, dinozorluğumla övünüyorum"


Bir Dinazorun Anıları,keşke çok daha önceden okusaydım dediğim nadir kitaplardan.Genellikle anı kitaparından pek haz etmeyen ben bu kitabı hemencecik bitiriverdim.Hatta bitmesine üzüldüm!
En çok da ben yanlış zamanda doğmuşum diye geçirip durdum aklımdan.

1 Eylül 2016 Perşembe

Bitmeyen Özlem


Boğazımda bir düğüm yine.Bir türkü mırıldanarak su veriyorum çiçeklere.Aramızda karlı dağlar,hasretin bağrımı dağlar...Ağladığımı fark ettiğimde bu yazıyı yazmaya karar veriyorum işte.
Bazen uzun yıllar boyunca yaşadığım şehrin,İstanbul'un sokaklarına benzetmeye çalışıyorum buranın sokaklarını,olmuyor.Bu şehirde sokaklar denize çıkmıyor.
Yine boğazımda o tanıdık düğüm işte.Babamı hatırladığımda olan düğümle kardeş.Mesele başka bir ülkede olmak mı?Mesele o bağımlılık yapan İstanbul düşleri mi?

Ah,İstanbul kimine gurbet kimine memleket.İnsan memleketinden başka yerde kök salabilir mi?Kökleri toprağımı isterim demez mi?
Dostlarla edilen sohbetler,özlem dolu ilk buluşma anları.Sonra vedalar.Sanki veda değilmiş gibi davranmaya çalışmalar.Sanki hemen yarın buluşacakmışız gibi ayrılmalar.

Hava alanları.Arkanı döndüğünde el sallayacak bir baba bulamamak.Ne zaman o kapıdan çıksam,surat asarım.Bilirim ki sevdiklerini bekleyen onlarca insan bulacağım karşımda.Ama hiç biri babam olmayacak.Çünkü benim babam toprak oldu.Asla mutlulukla bana sarılamayacak o hava alanında.İnatla dikerim başımı,ağlamam.Sıkar dişlerimi,asarım suratımı.O düğüm,yerleşiverir yine boğazıma.

Sessizliğin içinde delirebilir mi insan?Annemin sesini duyarım bazen rüyalarımda.Bazen de can dostlarımın seslerini.Bazen evimin kokusunu alırım.O zaman hiç uyanmak istemem.
İnsanlar güler geçer halime,oysa ben günleri sayarım.Her yolculuk öncesi, yüklenirim ceplerime sığmayan umutları bavullara.Sonra hiç ayrılmayacakmışçasına iki hafta yaşarız,gizliden günleri saya saya.

Gidişe yakın başlar yine huysuzluğum.Elimi uzatsam.Kayıp giden zamanı durdursam.
Elimi uzatsam,ellerinizi tutsam.
Yine bırakmak zorunda kalmasam.

Çenesi titreyen,öfkesinden ağlayamayan bir kız çocuğuyum yine.
Öfkesi kime?Neye?

Aynadaki bu suret benim mi?

Yıllar nasıl geçti/geçiyor böyle?

Gece Saçlı Kız