1 Eylül 2016 Perşembe

Bitmeyen Özlem


Boğazımda bir düğüm yine.Bir türkü mırıldanarak su veriyorum çiçeklere.Aramızda karlı dağlar,hasretin bağrımı dağlar...Ağladığımı fark ettiğimde bu yazıyı yazmaya karar veriyorum işte.
Bazen uzun yıllar boyunca yaşadığım şehrin,İstanbul'un sokaklarına benzetmeye çalışıyorum buranın sokaklarını,olmuyor.Bu şehirde sokaklar denize çıkmıyor.
Yine boğazımda o tanıdık düğüm işte.Babamı hatırladığımda olan düğümle kardeş.Mesele başka bir ülkede olmak mı?Mesele o bağımlılık yapan İstanbul düşleri mi?

Ah,İstanbul kimine gurbet kimine memleket.İnsan memleketinden başka yerde kök salabilir mi?Kökleri toprağımı isterim demez mi?
Dostlarla edilen sohbetler,özlem dolu ilk buluşma anları.Sonra vedalar.Sanki veda değilmiş gibi davranmaya çalışmalar.Sanki hemen yarın buluşacakmışız gibi ayrılmalar.

Hava alanları.Arkanı döndüğünde el sallayacak bir baba bulamamak.Ne zaman o kapıdan çıksam,surat asarım.Bilirim ki sevdiklerini bekleyen onlarca insan bulacağım karşımda.Ama hiç biri babam olmayacak.Çünkü benim babam toprak oldu.Asla mutlulukla bana sarılamayacak o hava alanında.İnatla dikerim başımı,ağlamam.Sıkar dişlerimi,asarım suratımı.O düğüm,yerleşiverir yine boğazıma.

Sessizliğin içinde delirebilir mi insan?Annemin sesini duyarım bazen rüyalarımda.Bazen de can dostlarımın seslerini.Bazen evimin kokusunu alırım.O zaman hiç uyanmak istemem.
İnsanlar güler geçer halime,oysa ben günleri sayarım.Her yolculuk öncesi, yüklenirim ceplerime sığmayan umutları bavullara.Sonra hiç ayrılmayacakmışçasına iki hafta yaşarız,gizliden günleri saya saya.

Gidişe yakın başlar yine huysuzluğum.Elimi uzatsam.Kayıp giden zamanı durdursam.
Elimi uzatsam,ellerinizi tutsam.
Yine bırakmak zorunda kalmasam.

Çenesi titreyen,öfkesinden ağlayamayan bir kız çocuğuyum yine.
Öfkesi kime?Neye?

Aynadaki bu suret benim mi?

Yıllar nasıl geçti/geçiyor böyle?

Gece Saçlı Kız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder