7 Eylül 2016 Çarşamba

Bir Dinazorun Anıları-Mina Urgan/Üzerine

"Çağımıza uymak zorundayız palavrasına da hiç mi hiç inanmıyorum. Eğer yaşadığım çağın en yüce ideali köşeyi dönmekse; eğer yaşadığım çağ toplumsal adaletsizlik üstüne kuruluysa; eğer yaşadığım çağ inandığım her şeyi yadsıyorsa; eğer yaşadığım çağa bayağılık ve çirkinlik egemense, ben böyle bir çağa neden ayak uydurmak zorunda kalayım? Tam tersine, başkaldırırım, direnirim böyle bir çağa karşı. Bu yüzden dinozorlukla suçlanmam da vız gelir bana. Çünkü ben dinozoru, tarihöncesi çağların nesli tükenmiş bir hayvanı olarak değil; geçmişin doğruluğu kanıtlanmış ve yadsınmaz değerlerini yeni sentezler yaparak geleceğe taşımayı amaçlayan bir yaratık olarak tanımlıyor, dinozorluğumla övünüyorum"


Bir Dinazorun Anıları,keşke çok daha önceden okusaydım dediğim nadir kitaplardan.Genellikle anı kitaparından pek haz etmeyen ben bu kitabı hemencecik bitiriverdim.Hatta bitmesine üzüldüm!
En çok da ben yanlış zamanda doğmuşum diye geçirip durdum aklımdan.


 " Çağımızın sözde yükselen, ama aslında alçalan değerleri
arasında damarıma en çok basanlardan biri “globalleşme” dedikleri palavra. Ben enternasyonalizme, yani sınırların ortadan kalkmasına, milletlerin tam anlamıyla kaynaşmasına inanan bir dinozorum. Globalleşme ise, enternasyonalizmin tam tersi benim gözümde. Globalleşme lâfı arttıkça, insanlar aynı küre içinde birleşeceklerine birbirlerine büsbütün düşman oluyorlar. Etnik gruplar arasındaki düşmanlıklar artıyor. Çeçenlerle Ruslar; Boşnaklarla Hırvatlar, Sırplar, Slovaklar birbirlerine giriyorlar. Marx, enternasyonalizm sayesinde bütün dünya emekçilerinin birleşmesini istemişti. Globalleşmede ise birleşen ancak büyük kapitalistlerin yönettikleri büyük şirketlerin paraları. Globalleşen insanlar değil, paralar ancak."

Artık böyle düşünen gençler bile azınlıktayken Mina ne de güzel tercüman olmuş düşüncelerimize!

Yaşımı bildirmekten hiçbir zaman çekinmedim. Hattâ iyice ihtiyarladıktan sonra, biraz gururla, nerdeyse övünerek ilan etmeye başladım tam kaç yaşında olduğumu. Onun için, yüzlerine bir maske takarcasına ağır makiyajlarla yaşlarını gizlemeye çalışan kadınları pek anlayamıyorum. Belirli bir yaşa kadar makiyaja hiç de karşı değilim. “Otuzuma basınca, ben de makiyaja başlayacağım” derdim kendi kendime. Ama bu iş çok vakit aldığı için, üşendim, başlayamadım. Sonra otuz beşe erteledim makiyajı, sonra kırka. Kırktan sonra da iş işten geçti zaten."

İşte bu kadar da açık yürekli bir kadın Mina!Neden bilmem Mina teyze demek gelmedi içimden.Sanki yıllar önce tanışmam gereken biriyle henüz yeni tanışıyor gibiyim.Ah,yaşım tutsaydı da üniversitede ders verdiği yıllara denk gelebilseydim diyorum hep.


 " Zaten bana kalırsa, annelerin çocuklarını her zaman sevmelerinin başlıca nedeni, onların küçükkenki halini hiç unutamamalarıdır. Gelgelelim, ortada metanetle kabul edilmesi gereken acı bir gerçek var: Çocuklarımız büyüyor. Yirmi yaşında, sonra otuz yaşında, sonra kırk yaşında oluyorlar. Ve yetişkin insanlar olarak bize ne kadar ters düşerlerse düşsünler, umarsız bir aşkla onları sevmeye devam ediyoruz. "

"Gerçekleri açıkça söylemekten korkmuyorsak (ki ödümüz kopar bundan) “ana sevgisinin” ömür boyu süren gönüllü bir kölelik olduğunu kabul etmemiz gerekir. Kişiliğini hiç beğenmediğimiz bir insana duyduğumuz cinsel tutku kölelik sanılır. Oysa asıl kölelik çocuklarımıza duyduğumuz bu umarsız aşktır"

Kaç anne bu denli gerçekçi bir yorum yapabilir ki çocuklar konusunda?

 "Uzun süren mutlu bir dostluk kurmak, uzun süren mutlu bir aşk kurmak kadar güçtür. Behice Boran, “herkesin aşk acıları vardır; benim dostluk acılarım oldu” derdi. Behice, çok güvenilir, çok vefalı bir dosttu. Ama kendisine belirli bir siyasal yol seçince, eski arkadaşlarının çoğunu yitirmişti. Ben de bazı arkadaşlarımı yitirdim bu yüzden. Bir dostluğun devamı için az çok aynı çizgide fikir birliği olduğu sürece, ayrı kentlerde ya da ayrı ülkelerde yaşamanız, yıllarca birbirinizi görmemeniz dostluğu hiç zedelemez. Buluşur buluşmaz, iletişim yeniden kuruluverir dakikasında.

Eğer hala Mina Urgan'ın Bir Dinazorun Anıları kitabını okumadıysanız geç kalmış sayılmazsınız.Bu güzel yürekli dinazor ile tanışmak için hala zamanınız var.Kendisi ne yazık ki 2000 yılında aramızdan ayrılmış.O kadar dolu ve uzun bir yaşam sürmüş ki kendisinin de bahsettiği gibi ölmekten korktuğunu,yahut bir başka dünyaya gittiğini hiç sanmıyorum.

Bir Dinazorun Gezileri kitabı da aynı akıcılık ve ilgi çekiciliğe sahip.Dinazorumuz bu kez de yaptığı gezileri ve dönemin şair/yazarlarıyla ilişkisinden de bahsetmiş.Kitapta oldukça şaşırtıcı bilgiler de mevcut.Zaten ilk kitabı bitirdiğinizde eliniz diğer kitaba da gidecektir!

"Benim ben olmam, onun o olması salt bir rastlantıydı. Benim ben olmam, yabancı diller bilmem, üniversitede okumam, kültürlü sayılmam, kendi marifetim değil, bir rastlantının sonucuydu sadece. O talihsizdi, ben talihliydim, işte o kadar. Kendimi bir şey sanan ben, toplumsal ve ekonomik düzenin korkunç haksızlığının bir ürünüydüm sadece: Büyük bir kentte, çok aydın bir çevrede büyümüştüm, en iyi okullarda okutulmuştum; gümüş tepsilerde bana kültür sunulmuştu sanki. Ama o kulübenin önündeki köylü kızı olsaydım, etrafımı saran yoksulluğun demir çemberini kıramayacaktım; kültürlü bir çevreden, iyi bir eğitimden yararlanamayacaktım. Dolayısıyla, ben “ben” olamayacaktım. O köylü kızı, benden çok daha akıllı, çok daha yetenekliydi belki de. Ama o kulübenin önünde kalmaya mahkûmdu ömrü boyunca. Bu haksızlığı ortadan kaldıracak yeni bir düzen arayışı, beni solculuğa yöneltti"

Genelllikle kitapları ikinci kez okumayı sevmem.Ancak bu kitap için geçerli olmayacak!

Beğendiğim cümleleri ise hala eski usül defterime yazarım.Bu aralar da şu ince not kağıtlarını kullanır oldum okumam bölünmesin diye.İstediğim satırın yanına yapıştırıyorum,böylelikle okuduktan sonra not alabiliyorum.Neden satırların altını kurşun kalemle çizmiyorsun demeyin sakın!Bu kadın öyle bir eski kafa ki kitabı kutsal sayıyor,bir çizgi bile değdirmiyor!(Çok nadiren satırların altını çizmişliğim vardır acil durumlarda.)

(Daha önceki kitap incelemelerim için; Kitap Kokusu Köşesi )




Gece Saçlı Kız



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder