26 Ocak 2018 Cuma

Kırmızı Saçlı Kadın/Orhan Pamuk/Üzerine



Yine düştük yollara! Yollara! Yollara! Yine aştık dağları! Dağları! Dağları! Bir Türkiye dönüşü sendromundan daha merhaba efendim. Yani bulutlar niye gri? Bu hava neden böyle soğuk? Market çalışanı neden yan gözle baktı? Sen ne baktın hayırdır? Yine yılın atarlanma dönemine girmiş bulunmaktayız. Ben de en iyisi geleyim de içimi burada dökeyim dedim. Henüz hala okumayı seven bir kaç insan varken...




Kitaplar üzerine yayınladığım yazılar,nedense blogta en az okunan yazılar oluyor. Kozmetik ürünleri ve kırtasiye ürünleri ise en çok tıklananlar arasında. Bu yeni yılda da geleneğimizi bozmuyor ve umrumuzda değil diyoruz! Burası Esintiler ve Anlar. Burası Gece Saçlı Kız'ın ormanı! Burada keyfimiz ne isterse onu paylaşıyor ve beğenmeyenlere tek bir söz söylüyoruz '' hassiktir! '' Bazen insanlar beni burada paylaştıklarımdan ibaret sanıyorlar. Eee,ne yani bütün yıl sadece iki kitap mı okudun? Yeni kremler çıkmış neden almadın? Anlaşılmayan nokta şu ki  ben blogta istediğimi istediğim kadar paylaşıyorum. Yalnızca göstermek istediğim kadarını görüyorsunuz kalbimin...Geri kalanıysa,dostlarım ve ailem için...
Eveeet,yılın ilk huysuzlanmasını da yaptıysak tamamdır. Haydi gelin,aylar önce okuduğum ama yazmak için yine geciktiğim bir kitabı anlatayım size. Ben bu yazıyı yazarken vakit öğleni gösteriyor. Olsun,bozanın saati olmaz. Booooozaaaa! Boooozaaaa! 


Uzun bir süre kimseyle konuşmadım; içime döndüm. Dünya ile arama uzaklık koydum. Dünya güzeldi, içim de güzel olsun istedim. İçimde bir suçluluk, hatta kötülük yokmuş gibi yaparsam,yavaş yavaş kötülüğü unuturdum. Böylece hiçbir şey olmamış gibi yapmaya başladım. Hiçbir şey olmamış gibi yaparsanız ve gerçekten de hiçbir şey olmuyorsa, hiçbir şey olmaz sonunda.


Orhan Pamuk ile '' Benim Adım Kırmızı '' kitabında tanıştım. Sonrasında da '' Kırmızı Saçlı Kadın '' ile devam ettim. Geçtiğimiz yaz Türkiye'ye geldiğimde,bir kaç kitabını daha aldım. Ancak taşınma koşuşturmasından gereken zamanı bir türlü kitaplara ayıramadım. Taşınmadan bir kaç ay önce Kırmızı Saçlı Kadın'ı bitirmiştim aslında. Ha bugün, ha yarın diye diye oyalandım durdum. Buraları çok ihmal ettim. Ama şimdi buradayım. 
Kırmızı Saçlı Kadın,hızlı ilerleyen bir kitap. Yer yer klasik Orhan Pamuk tekrarlarına düşse de haftalarca sürüklenmiyor. Ben sanıyorum sadece geceleri okuyarak, dört günde kitabı bitirmiştim. 

Dini hikayeleri, Kur'an-ı Kerim'den çıkma meselleri Mahmut Usta bana ibret alayım diye anlatırdı: Bundan huzursuz olurdum. Ben de onu huzursuz etmek için ona Şehzade Oidipus'un hikayesini anlatmış, sonunda anlattığım hikayenin kahramanı gibi davranmıştım. Bu yüzden kuyunun dibinde kalmıştı Mahmut Usta, bir hikaye, bir efsane yüzünden. 


Romanda, ben Cem'in o geri dönüşlerinde,pişmanlığında hep bir Suç ve Ceza tadı aldım. Sürekli kendini sorgulaması,neredeyse paranoyaklık boyutundaki şüpheciliği...Tabii o Raskalnikov'un tersine uzun bir süre -bir ömür desek aslında yeridir- bu duyguları bastırabilmiş. Sonunda,her katil olay yerine döner! İster vicdanının sesiyle,ister korkusundan,isterse pişmanlığından...

Kuvvetli, kararlı bir babamız olsun, bize neyi yapıp neyi yapamayacağımızı söylesin isteriz. Niye? Neyi yapıp neyi yapamayacağımıza, neyin ahlaklı ve doğru, neyin ise günah ve yanlış olduğuna karar vermek zor olduğu için mi? Yoksa suçlu ve günahkar olmadığımızı işitmeye her zaman ihtiyaç duyduğumuz için mi? Bir baba ihtiyacı her zaman var mıdır, yoksa, kafamız karıştığı, dünyamız dağıldığı, ruhumuz daraldığı vakit mi isteriz babayı ?


Bu Suç ve Ceza benzeri duygular beni rahatsız etmedi açıkçası. Bilinçsizce yapılan ve aslında bilinçli yapılan bütün işler,bizi sorgulamaya sürüklemiyor mu? Hangimiz gece yattığımızda,o en basit şeyleri bile düşünüp keşke böyle yapmasaydım demiyor? Bilinçli olarak yaptığımız her şey,bizi biraz daha sorgulamaya itiyor. Sorguladıkça sonuçlarından korkuyor,korktukça vicdanımızın o keskin ucu biraz daha sürtüyor tenimize. Kanadıkça, hiçbir şey olmamış gibi davranmaya devam ediyoruz. Çünkü insanız. Bazen neyi,neden yaptığımızı biz bile bilmiyoruz. 


Gece Saçlı Kız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder