29 Haziran 2018 Cuma

Kırlangıç Çığlığı/Ahmet Ümit Üzerine





Ne olursa olsun yaşamaya mecbursun diyor fonda Bulutsuzluk Özlemi'nin sesi. Ne de çok ihtiyacımız varmış umuda, hayal kurabilmeye. İnanmaya, sevmeye...İşte bundandır şimdiki halimiz. İşte bundandır, umut zehirlenmesi yaşıyor ruhlarımız...


Ahmet Ümit'in Kırlangıç Çığlığı kitabı, mart 2018'de ilk basımını yaptı. Aylardan haziran, şurada temmuza ne kaldı. Peki neden şimdi bu kitabı okumak istedim? İşin aslı şu ki Beyoğlu'nun En Güzel Abisi ile içimde başlayan uzaklaşma düşüncesi, Elveda Güzel Vatanım ile doruğa ulaşmıştı. İlk defa yeni kitabını okumayacağım diye düşünmüştüm Ahmet Ümit için. Bu düşüncemde, Elveda Güzel Vatanım için yapılan reklamların fazlalığı da etkili olmuştu. Televizyonda sürekli bu konu ile karşılaşmak beni oldukça sıktı. Ayrıca belirtmeden geçmek istemediğim bir konu da Beyoğlu'nun En Güzel Abisi'nin Gezi olayları ile bağlantılı gösterilmesi. Sanki bir kesimin ilgisini çekmek için yapılan bir reklam hilesiymiş gibi. Kitaptan yayınlanan kısa parçalar, televizyonlardaki tanıtımlar...Oysa kitabı okuduğunuz zaman yalnızca bir kaç sayfada Gezi'den bahsedildiğini görüyorsunuz. Sanki kitabın tümü bu konu eksenindeymiş havası yaratılmıştı. Ve ilk defa üzüldüm. Bunları yazmak elbette lazım. Ancak reklam mezesi olması için, bir kaç sayfa arasına sıkıştırmayı Ahmet Ümit'e hiç yakıştıramadım. Bu yüzden yeni kitaba temkinli, hatta soğuk yaklaştım. 

''Vicdanını yitirmiş bir dünyadan başka nedir ki cehennem? ''


Kitabımız tam 398 sayfa. Bu sayfalarda Suriyeli ailelerin dramıyla,organ mafyasının karanlık yüzüyle ve körebe isimli baş katilmiz ile karşılaşacaksınız. Ahmet Ümit, Elveda Güzel Vatanım'da başka bir yol deneyip Başkomser Nevzat'ın olmadığı bir hikaye yazmıştı. Açıkçası güzel de bir konuydu. Ancak fazlaca uzatılmış cümleleri, bilgi vermek için ıkına ıkına devam etmeleri gibi nedenlerden dolayı sanıyorum Ahmet Ümit'in en zor okunan kitabı olmaya adaydı. Açıkçası, kitabın yarısına kadar zor geldim. Bırakmayı bile düşündüm. Ancak kitap bırakmayı bir türlü içime sindiremiyorum. O yüzden zorla da olsa devam ettim. Ve kitap bitti. Evet, biz Ahmet Ümit'in verdiği bilgileri okumayı çok seviyor, yer yer şaşırıyor yer yer vay arkadaş ben bunu nasıl bilmem diyorduk. Ancak bu kadarı fazla geldi. Alın size der gibi, Kırlangıç Çığlığı'nda da hiç bilgi yok. Yok efendim, bilgi kırıntısı bile yok. Oysa, Başkomiser Nevzat'ın gözlerinden, onun bilgeliğinden süzülüp gelen ufak ufak bilgileri o kadar lezzetli buluyor ve keyifle bekliyordum ki. 

Her yıl kitap yazmak, edebiyat dünyasına ve bizlere yeni soluklar,tazelik kazandırmak çok güzel. Ancak bu yeniliklerin aynı zamanda kaliteli de olması gerekiyor. Hem her yıl kitap yazacak, hem çıtayı düşürmeyecek hatta daha da yükselteceksiniz...Zor gerçekten zor. Bilemiyorum, neden her yıl kitap yazma serüvenine girdi Ahmet Ümit. Belki de yayın evi ile anlaşması böyledir, ne bileyim ben. Ben çıtayı yükseltmesini isteyen vicdansızlardan değilim. Ancak, o çıta kendi yazdıklarının da altına düşmesin yeter. Hatta bence her yıl yazmasa bile olur. 

Kırlangıç Çığlığı okuması oldukça kolay bir kitap. Ahmet Ümit, o eski akıcı dilini geri kazanmış. Bazı yorumlarda gereğinden fazla uzattığı ile ilgili yorumlar okudum. Doğru mu? Kısmen. Herkes bilgileri toplar, gelirler Nevzat, Ali ve Zeynep hepsini tekrar konuşur, ortak süzgeçten geçirip analiz ederler. Ancak bazı yerlerde bildiğimiz şeylerin bilmem kaçıncı kez tekrarı açıkçası biraz sıkıcı. 

Yeni kitabın Nevzat'le ilgili olduğunu okuduğumda,Zeynep ile Ali'nin ilişkisine biraz daha şahit olacağız diye sevinmiştim açıkçası. Ancak bu ilişki kitapta neredeyse yok denecek kıvamda. Hatta yer yer sevgilisine gülümseyerek baktı filan denilmese, ilk defa karakterlerimizle tanışan birilerinin sevgili değil de azılı düşman olduklarını düşünmesi oldukça muhtemel.  Artık sözlülükten bir adım ileriye giderler diye düşünürken, şu olanlara bak! 

Peki katil kim? Efendim bundan önce, Evgenia'nın meyhanesinde şöyle kuş sütü eksik bir masada demlenmek, sokağın köpeği Bahtiyar ile dertleşmek sonra da Nevzat'ın emektar ile İstanbul'un eski,hüzünlü fakat güneş doğarken bir hayalmiş gibi parlayan denizinin rüzgarından yemek gerekli. Kırlangıç Çığlığı'nda da betimlemeler her zamanki gibi şahane. Henüz ergenliğe yeni adım attığım zamanlarda, Beyoğlu Rapsodisi'ni okumuş ve Beyoğlu ekseninde geçen bir hikaye yazmıştım. Betimlemeler, nedense aynı Ahmet Ümit'e benziyordu!!

Peki katil kim? Bunu söylemek olmaz tabii. Peki katili kolayca tahmin edebiliyor muyuz? Efendim, bazı yorumlarda ben katili buldum ki hi hi hi 400 küsur sayfaya ne gerek vardı demişler. Yok efendim, öyle bir şey yok. Öyle kolayca bulamıyorsunuz katili. Sonlara doğru, özellikle ortaya koyulan ip uçları satır aralarında yalnızca. Dikkatli bir gözle okumak lazım geliyor.
Ben ilk olarak bir kişiden şüphelenmiştim. Ancak, doğru çıkmadı! Oysa oldukça fazla şüphe çekiciydi. Sonra asıl katilden şüphelenmeye başladım. Ancak neden sonra. Ahmet Ümit'in istediği zaman ve katili işaret ettiği zaman anladım gerçeği! 

Ne uzun bir yazı oldu be! Peh! Efendim, 25 oldukça yüksek bir fiyat. Ya internet üzerinden indirimli bir fiyata alın yahut sahaflarda bakarak olun.

Gece Saçlı Kız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder