9 Ağustos 2017 Çarşamba

Frida Kahlo Aşk ve Acı /Rauda Jamis Üzerine


Bu yazıya başlamak öyle zor ki. Aklıma kazınan o büyük acı bu satırları yazmama engel oluyor. Bir kaç hafta öncesine kadar,Frida Kahlo ile ilgili ne bildiğimi sorsanız vereceğim cevaplar çok sınırlı ve sığ olurdu. Peki Frida'yı yirmi birinci yüzyılda tekrar bu denli ünlü yapan şey neydi ? Bu belki de bizim neslimizin bir tür özür dileme şekliydi. Belki biz geç doğmuştuk...Belki o çok erken...Kim bilir...





Everest yayınlarından çıkan kitap aslında bir dizinin parçası. Unutulmayan Kadınlar isimli dizide tam on üç kadının hayat hikayesinin anlatıldığı kitaplar var. Diğer kitaplar da en az bu kitap kadar ilgimi çekti. Sonuçta günümüzde her yayın evi böyle diziler çıkartmıyor değil mi?! (İlgilenenler için Everest Yayınları Unutulmayan Kadınlar Dizisi'ne tıklayarak resmi internet sitesini ziyaret edebilir,serinin geri kalan kitapları hakkında daha geniş bilgiye ulaşabilirsiniz. )

Her defasında dile getirmekten yoruldum ama sinirlenip kendime kızmaktan da geri duramıyorum. Yahu ben ne çok kitap kaçırmışım. Bir ömür yeter mi kaçırdıklarıma yetişmeye ? Neymiş bendeki bu önyargı? Belki de burnu büyüklük? Bu yüzdendir ki bu kitap da geç kaldıklarımdan biriydi ta ki geçen haftaya kadar. 

Aynı anda birden fazla kitap okuduğum ( aç gözlülük işte ) için olsa gerek kitabı iki haftada bitirebildim. ( Hatta belki iki haftayı biraz geçmiş olabilir,kabul. ) Ancak benim okuma hızım sizi yanıltmasın. Yaşam öyküsü içeren kitaplar açıkçası pek ilgi alanıma girmez. Bu saçmalığı da Frida Kahlo ile yıkmış olduk. Frida,tabuları yıkan kadın! 


Başkaları tarafından yazılmış yaşam öyküleri genellikle sıkıcı ve gerçeklikten uzak gelir bana. Rauda Jamis'in dili ise oldukça akıcı. Aralara serpiştirilen Frida'nın günlüğünden,yazdığı mektuplarından alınan parçalar inandırıcılığı arttırıyor. Yer yer hikayeleştirilen hayat hikayesi,insanı içine çekiyor.
Açıkçası okumaya başlarken biraz önyargılı,canı sıkkın başlamıştım. Sıkıcı,abartılarla dolu bir kitaptı beklediğim. Frida Kahlo hakkındaki sınırlı bilgim de buna neden oluyordu tabii. Aklımda nasıl bir kadın vardı ki ? Tuhaf resimler yapan,anlamlandıramadığım kafamda her hangi bir yere koyamadığım bir kadın. Bir kadın ressam. Çalkantılı bir hayat. Bir aşk.

Yanıldığımı henüz on beş sayfa okumadan anlamaya başladım. Sayfalar ilerledikçe Frida'nın kapağı süsleyen yüzüne bakamaz oldum. Ben nasıl aptalmışım. Nasıl burnu büyük! Gecenin bir yarısı kitabı okumayı bitirdiğimde,karmaşık duygular içindeydim. Bütün gece rüyamda yüzlerce Frida gördüm. Mezarlıkta  yüzlerce birbirinden farklı kadınlar. Ama hepsi de Frida Kahlo. Kimisi sadece duruyor,kimisi o mağrur bakışlarla beni süzüyordu. Hepsi ama hepsi bana dönmüştü yüzünü. Sabaha kadar bu rüyalarla boğuştum durdum.


Aşkın ve acının kadını yakıştırması sanıyorum en doğru benzetme. Aşk ve acı bu ilginç kadının tüm hayatını kapsamış. Belki de bu kadar tutku ile yaşamasının sebebi de buydu. İçindeki acı ve aşkın onu yakması. Yandıkça tutkuyla hayata bağlanmış. Hayata bağlandıkça yanmış.


Kitapta Frida Kahlo'nun ailesini tanıyacak,çocukluk ve gençlik yıllarına,geçirdiği çocuk felci ve o korkunç kazaya tanık olacaksınız. Bir devle güvercinin hikayesi denilen Diego-Frida aşkını da görecek,en derinlerinizde hissedeceksiniz.

Resim yapmaya başlama hikayesini hüzünle okuyacaksınız. Evet,acı var. Çok acı var. Ancak bu kadar çok acının içinde doğan,kendi kendini doğuran bir Frida var. Frida bir kadın. Güçlü bir kadın. Kitabı okuduktan sonra belki de ilk kez resimlerine farklı bir gözle bakacaksınız. Tıpkı benim gibi...





Gece Saçlı Kız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder