28 Nisan 2017 Cuma

AliExpress Kalemlik Alışverişi ve Baharsızlık Gevezeliği


Kalemliği anneme gösterdiğimde ilk tepkisi '' vah yavrum hiç kalemliğin yoktu değil mi! '' oldu. Ah,anneciğim kalemliğim vardı da turuncu kalemliğim yoktu ki hiç ! 




Aslında sipariş edeceğim zaman bakarken boyu baya büyük görünmüştü gözüme. Ancak yine yanılgıya düştüm. Paketi açtığımda,baya minik boylu bir şeyle karşılaşınca hayal kırıklığına uğramıştım aslında. Ancak sonra fotoğrafını çekerken fark ettim de içi oldukça fazla kalem alıyor. Küçücük filan ama,ilk fotoğrafta gördüğünüz kalemlerin hepsini hiç zorlanmadan kalemliğe yerleştirdim. Fermuarı da hiç sıkıntı çıkartmadan kapandı.Ben kuru boya kalemlerini koydum. Tabii başka amaçlarla da kullanılabilir. Mesela dolma kaleminizi çantaya atmaktan çekiniyorsanız bu tam da onun için biçilmiş kaftan gibi olacaktır. Özellikle dolma kalemleri çantamın içindeki karmaşaya bırakmaya kıyamıyorum ben. Tek başına dolma kalemi bu minnağın içine koyun ve dışarı çıkın. Kaleminiz kesinlikle çizilmeyecek!

Farklı renk seçenekleri olmasına rağmen ben turuncu renkli olanı seçtim. Belki bahar geliyor diye,belki rengarenk olmak istediğimden. Bilemiyorum. Bu arada sizin oralardan ne haber? Burada yağmura,rüzgara fırtınaya devam! İlkbaharı atladık! Kışa doğru mu gidiyoruz ne boklar oluyor inanın ben de bilmiyorum!


Eh,havalar kapalı diye moralim sıfır sıfır sıfır! Aslında bugün bir kitap incelemesi yazısı yazmaktı niyetim. Ancak uyku problemlerim iyice arttı. Uyuyamıyorum. Hal böyle olunca da az uyku ile keyifsiz uyanıyorum. Canım kitaplar üzerine ayrıntılı bir yazı yazmak istemedi hiç. Mecalim yok diyelim. Hani bazen olur ya kolu kanadı kırılmış gibi olur insanın. Karnı ağrır,elleri ayakları üşür. Bir türlü ısınamaz. Tam da öyleyim bu aralar. Siz deyin bahar depresyonu,ben diyeyim baharsızlıktan depresyon. 
Hal böyleyken böyle. Kütüphanemde daha çok vakit geçiriyorum ben de. Kırtasiye malzemeleriyle dolu olan rafları düzenleyip duruyorum. Defterlere,kalemlere dokunuyorum. Kitapları,dergileri açıp açıp kokluyorum.
Çiçeklerimle ilgileniyorum. Sayıları iyice arttı. Belki bir ara size de anlatırım hikayelerini,fotoğraflarını gösteririm. Yavrularım da farkında baharın. Hava soğuk filan ama bir bahar canlılığı var üstlerinde. Saksısı küçük gelenleri
değiştiriyorum,topraklarını yeniliyorum. Can suyu veriyorum sonra. Pencerenin önünde bu soğuk,yalnız sokakları seyire dalıyoruz birlikte. Bir kaç ağaç,bir de yağmur. Günler geçip gidiyor işte.

Güzel günleri düşlüyorum. Ailemi,dostlarımı. Çok uzaklarda bıraktığım o eskiden güzel olan İstanbul şehrini. Fikrimi değiştiriyorum ne zaman Karaköy köprüsünden geçsem. Ah,İstanbul hala çok güzelsin be! Yaktık,yıktık,seni parçalara ayırdık. Ne sen nefes alabiliyorsun ne de biz! Ama hala güzelsin. En çok da güneş doğarken denizden üzerine. En çok da güneş batarken denizinin üzerinden...Sonrası keşmekeş. Sonrası deprem,sonrası yağma. Bırak seni güzel hatırlayayım bana kötülükleri anlatma...

Bak,yağmur da yağsa cıvıldayan bir kaç kuş var daha...




Önceki Yazılarım İçin : Kırtasiye ve Ürün Köşesi














( Reklam ürünü değildir. )


Gece Saçlı Kız


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder