31 Mart 2017 Cuma

Her Mevsim/Dört Mevsim Tanınmayan/Hatırlanmayan Kadının Hikayesi

İlkbaharda Ananasa Konan Sinekler 


 Saati hiç umursamıyorum. Sanırım bu yalnız olmamla alakalı bir durum. Dostum oturmuş kahvesini yudumluyor. Hiç bir zaman onun kahveden aldığı tadı benim alamayacağımı biliyorum. Üzülüyorum. Bu da üzülünecek şey mi? Bakıyorum ama görmüyorum. İnsanlar incecik ceketler giymişler üzerlerine. Boyunlar açık. Kimileri temkinli davranmış,birer şemsiye almış. Bahar bu ne yapacağı belli mi olur. Temkin benim göbek adım. Aman üşümesin ayaklarım. Henüz kışlık montum üzerimde. Yıpranmış,rengi atmış. Sonra öksürmekten hiç haz etmem! Boğaz üşütmeye gelmez,iyice sarınmışım atkıma. 


 İşte kalktı gidiyor. Yahu nereye gidiyorsun? Yine oturdu. Yine kalktı. Sanki bir sineği kovalıyor. 
Montumun rengi gri. Acaba ondan mı fark etmedi beni? Dünya renkli. Oysa çok keskindi gözleri. Bırak şu ananasları diyorum. Sineklerin de hakkıdır ara sıra ananas yemek. Sineklere taktı kafayı. Kahvesini bıraktı. Ha bire indirip kaldırıyor ellerini. Yüzü sıkıntılı. Belki de bu mesafeden seçemedi beni. Yoksa neden görmezden gelsin ki? Boğuluyormuş gibi bir hal var yüzünde şimdi. Bir kaç sinek için bu kadar sıkılınır mı kardeşim,bırak artık şu sinekleri. Sinekler basmış her yeri. Kafamı kaldırıp göğü aranıyorum. Gökler sinekle dolmuş sanıyorum. Tek bir sinek bile yok meydanda. Döne döne arıyorum. Yahu sen ne halt etmeye ananaslarıma sinekler musallat oldu diye bağırıyorsun? Dostum? Kahven yarım kaldı neredesin dostum?


Yazın Kapalı Çarşı'da Piknik

 Nasıl da titreşiyor sıcaklık. Ufka baktığımda,nah şurda kilisenin yanındaki ormanlığın orada. Titreşiyor,ateşleniyor. İsa'nın kromdan heykeli parlayıp duruyor. Bir tuzlu su kokusudur gidiyor. Nehirler tatlı mıydı ki? Denizler miydi tuzlu olan? Aman ne boksa işte. Tuzlu tuzlu kokuyor hava. Nedense yalnızca yaz günlerinde. Nedense saatler hep üçü gösterdiğinde. Değer mi seksek çizmeye tebeşir bulamadın diye ağlamaya? Sen değil miydin oyunlardan kaçıp saklanan?
Seksek oynayasın mı tuttu şimdi? Hem burada olacak iş mi? 
 Bak,dostum çayını yudumluyor şimdi. Yanına gitmeli. Aylar olmuş görüşmeyeli. Kısacık kestirmiş saman saçlarını. Nasıl kıymış ki? Bu kalabalığın içinde ne etmeye durmuş öyle? Bir de örtü sermiş yere. Zerre akıl yok mu bu kadında? Piknik mi yapılır Kapalı Çarşı'nın ortasında? Kollar ve bacaklardan başka hiç bir şey görünmüyor ki. Lanet olsun,nerede benim bacaklarım? Keşke getirseydim onları da yanımda. Sadece kargaların mı benim de karnım acıktı. Neden beni yanına çağırmadı? Bir lokmacık ekmek olsaydı. Hadi ben kısa boyluyum, diyelim ki bacaklarımı da evde unuttum. O niye görmüyor beni? Gördüm,bacakları da yerli yerindeydi. Kuyumculara mı girdi? Yoksa yakut küpe mi alacak? Bana ne yahu. Şu piknik örtüsündeki kargalar nereye gitti?


Sonbahar'da Kuluçkaya Yatan Kuşlar

 Her sonbahar günü gibi karanlık bir gündü. Gökyüzü ha çatladı ha çatlayacak. Seni bulmak için tuttum bu yere kadar uçtum. Neyse ki kanatlarım miskinleşmemiş. Paraşütün nerede? Senin kanatların böyle uzun mesafe uçmaya dayanamaz,balonla mı geldin? Buraya nasıl uçtun haydi söyle.
 Karanlık günleri hiç sevmem.Gece mi gündüz mü ayırt etmek zor. Ah,bak bir serçe.Demek ki henüz gece olmadı. Hem yağmur da yağmıyor. Nereden çıkardın gece olduğunu şimdi? Denizin ortasında bir tekne. Tekne de tekne hani. Bir altından kaplaması eksik. İçinde üç yumurta. Üzerinde sen. Oturma dedim kaç defa sana başkasının yumurtasına. Hem nedir bu görmezden gelmeler,üstten hor gören bakışlar? Rutubet içinde her yan. Sonbaharda ıslak günleri sevmem demedim mi ben kaç defa!
Çatyalacak mı yumurtaların hayırdır? Heyecanla kıpırdadın da belki bana öyle geldi.Çek kayığını kıyıya. Neden ortasındasın denizin? Bıktım bu kör bakışlarından. Ne yani yumurta çatlamadıysa benim mi suçum? Hem ben hiç kuluçkaya yatmadım. Ne bileyim nasıl olur çatlaması! Sen de oturmasaydın bilmediğin yumurtaların üzerine efendim! Bana mı sordun yani. Ne o dalgalandıkça dalgalandın? Bana bak,ben o bildiğin kuşlara benzemem gagalayıveririm adamı ha!


Kışın Yenilen Pastanın Telvesi

 Sadece yazı özlemekle kalmıyorum.Soğuktan,yağmurdan,bu çamurlu hayattan tiksiniyorum. Tanımadığım bir şehirde,tanıdık birini arıyorum. Buldum da. İşte şu camekanın arkasında. Oburca tıkınıyor pastasını.Yağmura aldırış ettiği yok. Nasılsa onun başına yağmıyor. Nasılsa lokanta sıcak. Tatlı tatlı geriniyor karşımda. Utanmaz,ağzını açıp esniyor bir de. Altın dişleri görünüyor bu kadar uzaktan bile. Ulan sen hep böyle görgüsüz müydün? Kaşıma göbeğini,sinirlerim burnuma geliyor. Bilirsin,burnuma gelince tutamam hınkırıveririm. Üstelik yanımda mendil filan da yok.
 Şarkılara eşlik etmek senin işin mi? Aaa,bir de şişko ayağı ile ritim tutuyor.Şimdi seni tuttuğum gibi göbeğinden,iyice silkelerim.

 Ben değil miydim ışıklı caddelerde gezen? Sonra kaygan zeminlerde paten yaparcasına ilerleyen? 

 Yine mi ananaslar? Bırak artık şunları. Bak yere seksek çiziyorlar. Değer mi yumurtaları başka kuşlardan çalmaya? Yapma etme! Gel paten kayalım. Mevsim fark etmez,gözlerimizi samanla dolduralım.

 Saat kaç oldu? Çalıyor mu çanlar? Neden kaçıyorsun neden? Gör beni hani dostumdun sen?

 Kahvenin telvesini atma lazım olur. Farzet ki kahve içtiğin fincanım,yıkayıver de kendime geleyim ben.


Gece Saçlı Kız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder