19 Mayıs 2016 Perşembe

Bir Küçük Sistit Meselesi

Nereden başlasam?Bir bela ki öyle böyle değil.Sanıyorum Ekşi'de okumuştum,birisi yazmıştı ki ''çişim ağrıyor''diye.Sistitin en kısa ve en gerçekçi tanımı bu olsa gerek!

Ah,kardaşlar!Başına gelmeyen kalmadı bu kızın(Acındırma mod on!)Her şey kış aylarında açık öğretim sınavı için yaptığımız o yolculuktan sonra başladı.(Burada görüntü bulanıklaşıyor,sisler basıyor etrafı.Hayır sistit değil sis!Geçmişe dönme efekti yahu.)Bir sabah beyciğimi temiz pak giydirip işe yolladıktan sonra tumba yatak deyip devriliveriyorum yatağa.Ters giden bir şeyler var.Sabahın köründe çişim gelmez ki benim.Farkında olmadan,günün ilk tuvalet mesaisini açmış bulunuyorum böylece.Aman Allah'ım.Resmen çişim ağrıyor.Hemen internete girip araştırıyorum.(Bu aşamada kanser olduğumu bile düşünmedim değil.O kadar fazla kirli bilgi var ki.)En iyisi kadın forumlarına ve Ekşi'ye bakayım diyorum.(Bknz:bir otorite olarak ekşi)Ve acı gerçek ta ta ta daaam!Nur topu gibi bir sistitim olmuş!Aç karnına başlıyorum ılık su içmeye.Bol bol sıvı tüketin yazıyor çünkü.Yani işin açığı çişiniz ne kadar çok olursa ağrı o kadar azalıyor demek istiyorlar.Sıcak su torbası da başlıyor benimle birlikte mesaiye.Artık duramayacak gibi olduğumda iş yerindeki beyimi arıyorum.Koş gel ben gidiciyim minvalinde konuşup adamı da telaşlandırıyorum.(Ah,asla soğuk kanlı olamadım ki ben.Hep telaş,hep telaş.)Bir süre sonra yok yok gelme,geçer gibi oldu ağrı diye yine arıyorum adamcağızı.O da iyice serseme dönmüş durumda.Bu öyle boktan bir durum ki ağrı tam geçecek gibi olduğunda yine çişim geliyor!Haydi bir daha tuvalete!Hatta bir ara ulan acaba hep tuvalette mi otursam diyorum kendi kendime.Sınav için gittiğimiz okulda,oturmak için tek bir sandale yoktu.(Oturmak dışında sandalyede ne yapacaksam,lafa bak!)Mecburen taş merdivenlere oturup beklemek zorunda kaldık.Okulun lokasyonundan dolayı yakınlarda ne bir park,ne de bir kafe vardı.İki gün,sabah 8 akşam 4 aralığında,kışın ortasında taş merdivenlere koyduk popocuklarımızı.Bu eylemlerin karşılığında ödülüm sistit oldu!Ne hoş değil mi!
Bir kaç gün sonra ağrı hafifledi ve geçti.Ancak bende bir iz bıraktı.Ne zaman tuvalete gitsem ulan yine ağrıyacak mı acaba diye düşünmekten kendimi alamıyorum.Hikayemiz burada bitiyor sandınız değil mi?Ah,hayır!Ne yazık ki bu daha başlangıç!
İki ay sonra,yalancı bahara aldanıp giyiyorum açık ayakkabıları.İki gün geçmiyor o bilindik ağrı çalıyor yine kapımı.Eski dost,hoş geldin!Bu sefer işi öyle abartıyor ki kanamaya neden oluyor.Ulan,tam paskalya bayramının ortasında doktoru mumla mı arayacağız şimdi?İnternet giriyor devreye yine.Bulunduğumuz şehirde hizmet veren hastaneye üç saatliğine doktor geleceğini öğreniyoruz.Haydi,toplarlanıp hastane yolunu tutuyoruz.(O hastane ile ilgili kötü anılarımız var hep.Bu salak kız küvette düşüp burunu kırdığını sandığında da o hastaneye gitmiştik.Arızalanan araba,tepedeki hastane,gecenin bir yarısı burnu davul gibi şişmiş bir kadın!O da başka bir hikaye!)
Hastaneye varıyoruz.Neyse ki kimse yok diye geçiriyorum içimden.On dakikaya kalmıyor,sandalyeler yetmiyor koridora taşıyor insanlar!Hay şom ağzıma diye kendi kendime küfür etmeye başlıyorum.Bir de sıramızı kapıyor akıllının biri.Ağrıdan kıvranırken,haddini bildiremiyoruz.Sıra bana gelince doktora anlatıyorum durumu.Bir plastik bardak çıkartıyor.Odada tuvalet olmadığını hastane tuvaletinde yapmam gerektiğini de ekliyor.Bardağı bir peçeteye sarıp,tutuşturuyor elime.Az önce birlikte oturduğum insanların yanından geçip gidiyorum tuvalete.Zar zor işimi hallediyorum.(Bu kısımlar otosansüre uğradı!)
Gerekli sıvı bardağın içinde duruyor.Başka bir peçeteye sarıp,doktorun odasına gidiyorum.Ne yazık ki doktorun hastası var.(Beni bekleyecek değildi ya!)Elimde içi çiş dolu bardakla donakalıyorum öylece.Otur diyorum içimden,bir şey yok otur işte.Odadaki diğer insanların da içinde ne olduğundan emin olduğu plastik bardak sol elimde çöküyorum koltuğa.Yanımda çok yaşlı bir teyze oturuyor.Tuhaf bir Almanca ile sohbete başlıyor benimle.Ben bir yandan onun eski Almanca'sını anlamaya çalışırken ulan çok kızardım mı acaba diye geçiriyorum aklımdan.Ne zaman utansam,sinirlensem kızarırım çünkü.Teyzeyi güç bela susturup,doktorun adımı söylemesini bekliyorum.Bardak hala sol elimde.Alıyor beni bir gülme!Gözler yine üzerime çevriliyor.Odanın diğer ucundaki teyze hapşırıklarındaki grip mikrobunu havaya serbest bırakırken adımı söylüyor doktor.Ah,Kara Murat benim!Koşar adım gidiyorum doktorun yanına.Sonuç düşündüğümüz gibi,sadece sistit olmuşum.Güçlü bir antibiyotik yazıyor,ben o arada nöbetçi eczane nerededir acaba diye düşünüyorum.Terden sırılsıklam olmuş ellerimle doktorla tokalaşıp hızla uzaklaşıyorum o hastaneden.
Sonrasında annem yün çorap almamı öğütlüyor.Gidip yün çorap alıyorum.(Ayaklarım hep üşür benim,bunu annem bilmeyecek de kim bilecek.)Sırtımda İstanbul'da perşembeden aldığım teyze yeleğim,ayağımda yörük çoraplarımla,sıcak su torbasının destekleriyle atlatıyorum sistit belasını.
Aklımda hala o kalın sesli yaşlı teyze.Ben ne konuştum o teyzeyle?Acaba dil bilgisi hatası yaptım mı?O stresle dilim ne kadar döndü Almanca konuşmaya?Hatırlamıyorum!
Aklımda sadece ağrıyan çişim kaldı.Bir de çiş dolu bardak sol elimde,sağ yanımda sohbet etmek isteyen o yaşlı teyze.

Gece Saçlı Kız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder